Giresun limanından bakıldığında yalnızca iki kilometre açıkta görünen bu küçük ada, görünenden çok daha derin bir geçmişi barındırır. Türkiye’nin Karadeniz kıyısındaki tek ada olması zaten onu istisnai kılarken, üstüne binen tarihi ve mitolojik katmanlar meseleyi daha da ilginç hale getirir.
Aretias mı, Giresun Adası mı?
Antik kaynaklarda ada, Aretias ya da Mars Adası olarak geçer. Argonotika destanında Apollonius Rhodios, Jason ve ekibinin bu adaya uğradığını, burada kuş saldırısına uğradığını ve ilerleyebilmek için gürültüyle bu kuşları dağıtmak zorunda kaldığını anlatır. Antikçağ coğrafyacısı Strabon da aynı adaya değinir. Kuşlar gerçek mi, efsanevi mi tartışmalı; ama coğrafik anlatının birden fazla bağımsız kaynakta örtüşmesi, adanın Argonotlar güzergahındaki tarihi önemine işaret eder.
Amazonslar ve Adanın Kültü
Bazı antik anlatılar adayı Amazonlarla ilişkilendirir. Bölgede var olduğu iddia edilen Amazon krallığı geleneğine göre savaşçı kadınlar bu adada Ares’e tapınır ve burayı kutsal alan olarak korurlardı. Bu bağlantı doğrudan kanıtlanabilir değil; ancak Pontus bölgesinin Amazon mitolojisiyle olan ilişkisi hem Strabon hem de Hesiodos’ta karşımıza çıkar. Adanın antik isimlerinden birinin Ares’e (Mars) dayandırılması bu kültürel bağı pekiştirir.
Bizans Dönemi: Manastır ve Hristiyan Katmanı
Ortaçağda ada, Hristiyan dini yaşamına sahne oldu. Ada üzerindeki en belirgin kalıntı, Bizans dönemine ait manastır yapılarının izleridir. Adanın kuzey ucunda ayırt edilebilen taş temeller bu yapılara aittir. Pontus Rum cemaati için adanın ayrı bir dini önemi vardı; her yıl Mayıs ayında düzenlenen geleneksel Aksu Festivali ile bu ziyaret geleneği çok daha sonraki yüzyıllara taşındı.
Aksu Festivali: Gelenek Hâlâ Sürer
Her yıl Mayıs’ın ilk haftasında Giresun’da kutlanan Aksu (ya da Giresun Adası) Festivali, adaya tekne seferlerini, adada taş döndürme ritüelini ve dua törenlerini kapsayan eski bir geleneğin devamıdır. Bu törenin kökleri hem pagan doğa kültüne hem de Hristiyan pratiklerine dayanır; yani katmanlar birbirinin üzerine eklenmiş, kimse öncekini tamamen silmemiş. Festival, Giresun’un sosyal takviminin en renkli halkasıdır ve şehrin kendine özgü kültürel kimliğini somutlaştırır.
Adanın Bugünkü Durumu ve Ziyaret Koşulları
Ada yaklaşık 1,2 hektar büyüklüğünde, tamamen ormanlık. Motorlu taşıt erişimi yok; ziyaret yalnızca tekneyle mümkün. Giresun limanından düzenlenen günübirlik tur tekneleri ya da kiralık sandal ile ulaşılabiliyor. Adada kalıcı yapı yok, tesis yok. Ziyaretçiler karaya çıkıp yürüyebiliyor, kalıntıları inceleyebiliyor; ancak altyapı oldukça kısıtlı. Giresun Belediyesi zaman zaman adanın korunması ve turizme kazandırılması konusunda proje gündemine alsa da somut bir düzenleme henüz hayata geçmedi.
Neden Önemli
Karadeniz’deki Türk adaları denildiğinde akla gelen liste son derece kısa; Giresun Adası bu listede tek başına durur. Argonotlar efsanesiyle Homer’in yüzyıllarına uzanan bir coğrafi hafızayı barındıran, Bizans manastır geleneğini taşıyan ve günümüze festival pratiğiyle ulaşan bu birkaç hektarlık kara parçası, Giresun’un kimliği açısından şehir meydanındaki herhangi bir yapıdan çok daha anlamlı bir sembol işlevi görür.
Ada, “ziyaret edildi” listesine eklenecek bir nokta olmaktan öte, şehrin kendini okumak için tutunduğu bir metindir. Gemiden karaya adım attığınızda bu kadar küçük bir alanın bu kadar büyük bir hikâyeyi sığdırabildiğini fark etmek zaman alır; ama sonunda alır.